20 Mayıs 2012 Pazar

Salla yalnızlığı kendine başka kapı bulsun

Korkularınız var mı sizin? Çok büyük, kocaman.
Benim var.
Beni hiç bırakmayan hayatta ki en büyük vazgeçilmezim.
Yalnızlık
Ve
Bundan dolayı senelerdir kahrımı çeken.
Pembe defterim.
Ben önce derdimi ona anlatıyorum açık açık, olduğu gibi. Hatalarımı doğrularımı, hayattan beklentilerimi, hayellerimi, hedeflerimi... Sonra sadeleştirip bir kısmını buraya alıyorum.
O beni dinlemekten hiç bıkmıyor. Ne de olsa ben yaşadığım sürece onun bir anlamı var. Hatta belki de ben yalnız olduğum sürece.

Bazı şeyleri yaşarken hiç de hak etmediğimizi düşünüyoruz.
Hayat sınavlar ve süprizlerle dolu. Ve sonuna kadar inanıyorum ki insanlar yaptığı kötülüklerin içinde boğulmadan, bedel ödemeden bu hayattan çekip gidemiyor. Yani hiç bir şey ahirete kalmıyor.

Yalnızlıkla başladım buraya geldim. İnsanın yalnızlığını dert etmesinden saçma bir şey yok.
Çünkü insanların insalara yaptığı tek şey kötülük.
Dedikodu, fesatlık, çekememezlik...

Bu hayatta herkes sizi terk edebilir. Arkadaşınız, komşunuz, dostunuz hatta kardeşiniz bile.
Kısacası anne babanız hariç herkes.
Çünkü onlardan başka size karşılıksız sevgi ve aşkla bağlı olan 1 kişi daha yoktur. Sizinde hayatınızdan silemeyeceğiniz tek kişilerdir. Sevsenizde, sevmesenizde onlar hep vardır ve sizi karşılıksız sevmeye devam ederler...

Yalnızlık ne ki?
Onların olmadığının 1sn olsun aklıma gelmesi beni bu dünya da korkutan TEK ŞEY.
Siz hala etrafınızda birileri olsun istiyor musunuz?
Ben ailem olsun yeter diyorum...

19 Mayıs 2012 Cumartesi

YALAN DÜNYA

İnsanlar değişmezler...
Aslında insanların değişemeyeceğini kabul edemememiz bizim de değişemeyeceğimizin ispatıdır.
Ama yine de bazılarının değişmesini gerçekten çok isteriz, çabalarız. Çünkü onlar sevdiğimiz insanlardır. Yine de ne kadar sevsek de cahil insanla uğraşmak zor. Bir gün mutlaka pes ederiz.
Etrafımda nelerini görüyorum. Lise bebeleri yapsa çocuk der geçerim ama belli bir yaşa gelmiş üniversite  görmüşlerin yapması durumun vahimliğini gözler önüne seriyor.
Hiçbir akıllı 1 ayda parmağına yüzük takmaz. 'Seni Seviyorum' kutsal 2 kelimeyi sarf etmez ona söyleseler inanmaz.
Kendini aşk kadını sananlar, heyecanlarına kurban gidenler.
Peki ya bu heyecana kapılıp ailesini silenler, ya onlara ne demeli!
İşte onlar tam da acınacak durumda olanlar...
Ha bir de aynı hatayı ikinciye yapanlar var. İnanın ben onları artık insandan saymıyorum.
Ya insan hatalarından gram ders çıkartmaz mı? Nerede yaşıyor bunlar anlamıyorum ki!
Uyanın uyanın gerçek hayattasınız dizi ya da film değil bu!
Aşk sandığınız o büyüleyici duygu da bu kadar basit değil, olmamalı, OLAMAZDA.
Evet belki sizin ucuzluklarınız gerçek aşkı gölge de bırakabilir.
Ama unutmayın her sahte şey bir gün gerçekle yüzleşir.
Yolunuz buysa üzgünüm ama ne doğrultunuz doğru ne de yönünüz.

18 Mayıs 2012 Cuma

Facebook-Twitter

Merhabalar...
Ben biraz yeteneksiz bir blogger olduğumdan facebook ve twitter ımı sayfama ekleyemedim.
Misafirlerim varmış beni oradan takip etmek isteyen.
Teşekkür ederim ilginize çok mutlu oldum :)
facebook adresim
http://www.facebook.com/1SaniyelikSessizlik
twitter adresim de
https://twitter.com/#!/Lilyuumm

Şimdilik hoşça kalın en kısa zamanda görüşeceğiz:)

17 Mayıs 2012 Perşembe

Yaş

Yine ne oldu?
Yaşlar dökülüyor damla damla,
Islandı yanaklar.
Ağlıyor biri,
Aslında susuyor biri,
Yok yok yalnız biri...

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Bir Gün

Bir gün bunlar bitecek ben yine güleceğim, yine şarkı söyleyeceğim.
Kurtulacağım bu yalnızlıktan, yine seveceğim.
Gerçek olacak kahkahalarım,
Abartısız gülüşlerim.
Ben bir gün yeniden mutlu olacağım.
Hayallerimde kalmayacak mutluluğum,
Uyanır uyanmaz bitmeyecek rüyalarım.
Isınınca gitmeyecek yanımdaki adam,
Benimle kalmaya devam edecek en kıymetlilerim.
Bu böyle gitmeyecek,
Ben bir gün yeniden doğacağım,
Ben bir gün yeniden yaşayacağım.

Sevdiklerimizin yanımızdayken kıymetini bilelim ki sonra üzülmeyelim...

11 Mayıs 2012 Cuma

Sen Yine Gel Hep Gel MURAT BOZ :)

Cuma akşamı oldu. Yarın tatil ama sevinemiyorum. Yapılacak o kadar çok işim var ki. Haftam da çok yoğun geçti. Haftanın tek ve en güzel yanı muhteşem Murat boz konseriydi. Şu sıralar sabancı fest ile bahar şenlikleri kapsamında üniversite üniversite geziyor Murat boz. Bizde İzmirliler olarak Dokuz Eylül Üniversitesine yaptığı ziyarette kendisini yalnız bırakmadık.

Ne konserdi ama :) Bütün haftanın, hatta bütün senenin yorgunluğunu, stresini aldı gitti.


Genç kızların sevgilisi Murat BOZ... 
Şu öpücüğe zıplayan kaç kız gördüm :)
Erkekler sinir oluyordur diye düşünmekten insan kendini alamıyor ama bunun aksi o kadar çok erkek hayranı vardı ki konserde gözlerim yaşardı:)

Çok yakışıklı yaaa :))
Severim Murat BOZ'u. Hem sempatik hem de çok doğal...

Dokuz Eylül'ün Tınaztepe Kampüsündeydi konser. Tırmandığımız tepeyi inan ki görmek istemezsiniz. Başka biri olsaydı asla çıkmazdık ama işte Murat Boz olunca iş değişiyor. Yorulduk ama yorulduğumuza değdi. Yine olsa yine giderdim :)

Sesimiz kısılana kadar bağıra bağıra eşlik ettik :)


Bu da klibini yeni çektiği ve şu zamanlarda herkesin favorisi olan şarkısı SOYADIMSIN :)
İyi hafta sonları,
Hep mutlu olun,
Sevin, sevilin ;)


30 Nisan 2012 Pazartesi

Sil Baştan

En yakın arkadaşım bugün 'yazma artık şu çocuğu, sil gitsin, uğraşma zaman kaybı' dedi. Belli ki pek bi üzülmüş benim durumuma. 'Sildim gitti' dedim bende. 'Seni mi kırıcam sevgili çokta dost yok :)'
Böylelikle bir aşk masalının daha sonuna gelmiş olduk :)
Yazmıyorum artık onunla ilgili daha güzel eğlenceli şeyler yazmaya karar verdim.
Hayatımı düzenlemekle başladım ve ilk olarak da kıştan kalma iki kilomu vermek istiyorum :)
Bakalım sıra neye gelecek...
Şimdilik bu kadar sevgiyle hoşça kalın :)
Bu da bol gülücüklü kısa bir yazı olsun :)



29 Nisan 2012 Pazar

sonsuz sevgilerimle

Yarın, aramızda uzun bir mesafe olan sevdiceğilme arama bir de ülke mesafesi girecek. İngiltere'ye gidiyor. Ülkemizi bir kez daha Avrupa şampiyonasında temsil edecek. İnanıyorum ki daha önce olduğu gibi yine 1. olacak ve benim ona bir kez daha hayran olmamı sağlayacak.
Uzaklara gitmesi benim canımı yakmıyor zaten yeterince uzağız birbirimize. Hatta ne kadar aramızda bir şey olmasa da bu durum gururlandırıyor beni. Heyecanıma bir yenisi daha ekleniyor. Şimdi cumartesiye kadar beklicem, sabah erkenden kalkıcam elime bilgisayarımı alıp an an ne yaptığını yazmalarını beklicem.
O yokken ona yazıcam tüm yazılarımı. Sanki beni duyuyormuş gibi davranıp, hissetmesini beklicem. Tüm dualarımı kalkan edicem ona ve kalbim onun yanında olacak uzak diyarlarda.
Ne zaman vazgeçtim desem onun için içimde bitmek bilmeyen iyi duygular, iyi dilekler,başarı temennileri... ile karşılaşıyorum Kendimi her an onu düşünürken buluyorum, kopamıyorum. Keşke bu iyi dileklerimi ona da söyleyebilseydim. Yanında olabilseydim. Ama o bunu istememişken yapamam. Elbette onu beklemeyeceğim de. Ama o hep hayatımda olacak. Görebileceğim, haber alabileceğim kadar yakınımda bir o kadar uzağımda...
Sana bir şey olmasın.
Oralarda iyi bak kendine.
En önemlisi de sakatlanma...
Başarılarım daim olsun sevdiğim.
Bu sefer de benim için 1. ol :)

25 Nisan 2012 Çarşamba

Sahibine Ulaşmamış Satırlar

İyi biriyim desem neden kendimi böyle tarif ettiğimi görmeden anlayabilir misin? Ya da sinirli ,hırçın, cadı...Hayır hiçbirini beni yaşamadan anlayamazsın. Neden sinirlendiğimi bilmeden, sinirliyim dediğimde bana nasıl ön yargılı davranırsın. Cadıyım diye çekilmez miyim. Kim bilir belkide bu bana yakışan bir özelliktir. Kötü kalpliyim desem kaçarsın ama nereden biliyorsun iyilere karşı mı kötüyüm, sahtekarlara karşı mı?
Peki ya yalnızlık. Yalnızlığıma dokunabilir misin, görebilir misin kendini gözyaşlarımda. Yazarım sürekli. Yazılarım anlatır seninle konuşurken atladığım satırları,pişmanlıklarımı,doğrularımı yanlışlarımı. Beni.
Ne iyi kalpliyim ne de kötü. Ne yalancıyım ne de doğrucu başı. Tıpkı mutluluğunu gördüğüm zaman hissettiklerini bilemediğim gibi siyah bana çok yakışıyor desem hayal edebilir misin?
Hedeflerim ve hayallerim olsa da planlar yoktur hayatımda. Hayat çok kısa. Yoksa nasıl bu kadar cesur olabilirdim. Hayatta ölümden korktuğum kadar hiçbir şey korkutmaz beni. Hem patavatsız hem de cadıyım. Anlık yaşarım. Çekinmem kimseden ama aynı zamanda utangacım. Yani anı anına uymayan dengesizin tekiyim. Yapcam deyip yapmadığım şeyler olduğu gibi kesin yapmam deyip yaptığım şeylerde oldu hayatımda. Bunu yolladıktan sonraki pişmanlığımı da bir parça hissediyorum ama yazmasam da içimdekileri biliyorum. Yolladıktan sonraki bekleyişlerime üzülüyorum. Kimseye vermediğim şansı istiyorum.
Düşünüyorum da bu saçmalıklar beni ne kadar tanıtabilir ki. Pff hepsi saçmalık ve bir delete tuşuna bağlı yok olup gitmeleri. Tıpkı bu yazdıklarımı kendini rezil ediyorsun diyen arkadaşıma inat olsun diye yolladığımı bildiğim gibi, bunları okuduktan sonra kararlarının değişmeyeceğini de biliyorum. Gülümse. Görüyorsun ki kız arkadaşın olması beni durdurmaya yetmiyor. Çünkü ben seni imkansızın ortasında buldum. Kız arkadaşımı seviyorum dersen yapacak bir şeyim yok. Ama eğer içinde ufak bir şüphe varsa bana bir şans ver. Bilmiyorum belki senden hiç hoşlanmayacağım ya da sen benden. Belkide aşık olucaz birbirimize. Tek istediğim her duygunun karşılıklı olması. Ama bunu görüşemezsek asla bilemicez. 1 gün belkide 1saat yeter bize.
Son çırpınışlarım bunlar. Bundan sonrası karanlık. Bundan sonrası yalnızlık.

23 Nisan 2012 Pazartesi

Hayat

Tüm doğrularım ve tüm yanlışlarımla. Bugün içindi yaşadıklarım. Üç noktaları sildim hayatımdan. Sonlar yazdım yepyeni başlangıçlara. Ne istediğimizi bilmediğimizden değil miydi gitmelerimiz. Yap boz gibi birleştirdim zamanı. İşte bugün hepsinin bittiği ve beklediğime değdiği an.

11 Nisan 2012 Çarşamba

Anlamak

Anlamak zordur bazı şeyleri. Çünkü sevdiklerimiz sadeleşmiş cümlelerle konuşur bize. Fırsat ararız kısıtlanmış cümleleri genişletmek, sevgiyi öğrenmek için. Oysaki sevgiyi öğreneceğimiz kimse de yoktur. Tüm sevgiler ve aşklar örnektir sadece. Aslında mutluluk da sandığımız kadar yakın değildir.

8 Nisan 2012 Pazar

Düşün

Karanlık bir cadde düşün ya da kapısını çaldığım sensiz bir ev. Yalnızlık düşün koskocaman. Küçücük kalbime sığdıramadığım beni farklı biri haline getiren. Son olarak kendini, bendeki yerini düşün. Hayal edemediğine eminim. Çünkü o karanlık cadde gibiyim. Derinliklerimi yalnızlığıma adım atmadan fark edemezsin.

Zor

Her gün yeni bir hayat sınavından geçiyoruz. Hayal kırıklıklarıyla da birine iyilik yaptığımızda karşılaşıyoruz. Zor, çok zor. Birini anlamakta, laf anlatmakta. En zoru da değer verdikçe değersizleşiyoruz.

5 Nisan 2012 Perşembe

. . .

Gelişi güzel olmuştu her şey.
Olması gerektiğinden farklı.
Tam da olmaması gerektiği gibi...

29 Mart 2012 Perşembe

o an bu an değil

Bazen haklıyken haksız duruma düşürür insanı, yaşadıkları. Kendini birilerinden özür dilerken buluverirsin. Oyuna gelmişsindir. Ama henüz kazanan belli değil. Unutma, intikam soğuk yenen bir yemektir!

son

Sahip çıktıkların ve sana sahip çıkanlar arasında kalınır her zaman. Soru işaretleri vardır ünlemlerden arınmış cümlelerde. Ve son vardır, en planlamadığın yerde...

26 Mart 2012 Pazartesi

En Büyük Hayal Kırıklığım

Benim başıma böyle bir şey gelmez dememek lazım hiçbir zaman. Ben aşka bile inanmayan biriydim. Hayat beni en tuhaf olanıyla sınıyor. Hakkında duyduklarıma bakarak birine ilgi duymaya başladım. Resmini bile görmemiştim. Ama onunla karşılaşmak için yollar aramaya başladım. İlk kez karşılaştığımızda aslında o olduğunu bilmeden ona bakıyormuşum. Kardeşim dedi 'gördün mü?' 'yoo' dedim 'tam arkanda' dedi. Bir baktım o :)
Bahsettiğim kişi ünlü bir sporcu. Tabi sonra bir güzel araştırdım ama araştırmam benim için iyi değil kötü oldu. Daha da bir saplantı yapar oldum. Tanışmak için gitmesi ihtimal bir çok yere gittim ama hiç birine gelmedi. En kolayı faceten eklemekti. Ama arada kardeşim olunca o kadar kolay değildi. Hem onu arada bırakmak istemedim, hem de bir kızın erkeğin peşinden gitmesi fikri kulağa hoş gelmiyordu.
En son Türkiye şampiyonasına gittim tanışırız diye ama şanssızlık işte kulübünü değiştirmiş giderken bizimle gelmedi. Orada da farklı otellerde kaldık. Kendimi ne kadar cesaretlendirsem de onunla tanışmaya gidemedim bir türlü. Zaten aksilik ya gitmeden biraz kuru soğuk yemiştim yüzümde yaralar çıktı. Bana sorsanız o halimle bile iyiydim. Ama kendini beğenmişlik yapmayayım :) O 1. oldu. Bütün maçlarını en önden izledim ve beni hiç fark etmedi. Sonra zaten döndüm İzmir'e. O da milli takım kampına gitti. Ben saplantılı ya hep onu takip ediyorum. En son da uluslararası maça. Orada da 3. oldu. Yok dedim bu sefer dayanamıcam mesaj atıcam. Fırsattan istifade tebrik etmek için mesaj attım.
1 sene boyunca kendi kendime çırpınıp durmamdan sonra ilk kez dün gece onunla konuştum.
Sakatlandın mı, iyi misin, diye sormadan tanışalım deyiverdim. Çünkü artık öyle bir şey olmuştu ki gitsin bende kalmasın istiyordum. İçim ona hissettiğim ne olduğu belirsiz şeylerle tıklım tıklımdı. Ne derse üzülmeyecektim. Sanırım kibarca da reddedildim. 'Kız arkadaşım var seninle görüşmem doğru olmaz' dedi. Ben hızımı almışım durur muyum ısrarı mı da yaptım. Ama maalesef olmadı. Üzülmeyecektim ya yalan, öyle çok üzüldüm ki. Midem ağıdı. Uykum kaçtı.
Hafifledim mi ondan bile emin değilim. Hani belki kafasını karıştırırım diye düşünmüştüm onu da başaramadım.
Şansız mıyım, kadersiz miyim bilmiyorum ama mutsuz olduğuma eminim.
Yanıbaşımızda yüzünü görmeye  tahammül edemediğimiz ve çok uzakta olduğu için özlemini kalbimize sığdıramadığımız birileri vardır. Yani anlar vardır hayatın adil olmadığını düşündüğümüz.

24 Mart 2012 Cumartesi

Yakında Görüşüyoruz...

Biraz zaman oldu bloguma uğrayamıyorum. Keyifle blogları gezip arkadaşlarımın güzel yazılarını okuyamıyorum. Hem yoğunum hem de bilgisayarım sorunlu azıcık. Elime alıyorum sinir olup bırakıyorum. Oysa ki yalnız aşk serimi yazmak için can atıyorum. Neyse umarım bir format attırıp kurtulur, en kısa zamanda aranıza geri dönerim.
Sevgiyle hoşça kalın canlarım :)

18 Mart 2012 Pazar

Hayali Yolculuk

Sevgili blog arkadaşım mor balık beni mimlemiş. Teşekkür ederim mor balık :) Sorunu büyük bir zevkle cevaplıyorum.
Bir tur düzenliyorum ve sizi en çok gitmek istediğim yere götürüyorum.
Nereye mi?
        Tabi ki de Alaskayaaaa :)
                 
ABD nin yüz ölçümü en büyük, nüfusu en az olan eyaletidir. 
               6 ay gündüz 6 ay gece
Bu yüzden ilgimi daha da çok çekiyor. Orada bir süre de olsun yaşamak için can atıyorum.
    Dehşet soğuk olduğundan da haberim var.
                                                                 Balık tutabilirim :)
Gemi yolculuğunun büyük bir hayalim olduğunu söylemiş miydim?
İlerde size bundan bahsederim :)
Gemiyle uzun yolculuk...
İstikamet Alaskaaaaaaaaaaaaa :)

İnşallah bir gün kocamın koluna girer, şu gemiye biner bir tur yaparız tabi turun içinde Alaska da olur.
Ahh inşallah :))))
Heyecanlandım. Hayal kurmak ne güzel, bir de gerçekleşse değmeyin keyfime :)
Siz de en çok gitmek istediğiniz yeri bizimle paylaşır mısınız?
        Boncuk
              Canan Acar
                    Uçamayan Cadı

Sessiz Sevgim

Elimi tutman bu kadar da mı zordu?
Gözlerimi de mi fark etmedin?
Peki ya sana anlattıklarını?
Hiç mi ilgini çekmedi sessizliğim?
Sen nerelerdeydin söylesene,
Ben sana bakarken nerelerdeydin?
Bana baktığını düşündüğüm gözlerin,
Griliğin arkasında ne görüyordu?
Başka bir yüz, başka bir gülüş,
Kalbimden başka her şey...

Kilometrelerce yolu kimin için geldim?
Senin için.
Beni fark etmeyen gözlerin,
Beni sevmeyen kalbin için.
Sadece 1 saniye göz göze gelebilmek için.

Tam karşındaydım SEVDİĞİM.
Ahh ne dualar etmiştim.
Beni gör ,sevgimi hisset diye.
Kimse çaresizliğimi görsün istemedim.
Sessizdi o yüzden çığlıklarım.
Tek istediğim sendin.
Senin sevgin, senin kalbin.
Başkasından bana ne.

Yeni bir başlangıç yap diyorlar.
Nasıl?
Hem bu neye yarar ki,
Sen olmadıktan sonra...